25 Haziran 2016 Cumartesi

Yaşadığı yeri cennete çevirmeyen ama cennete gitmek isteyenlerin dünyası.

16 Haziran 2016 Perşembe

"67 yaşında, hastalığı unutmuş ve 120 barfiks çekiyor"
http://www.bodytr.com/2009/05/67-yasinda-hastaligi-unutmus-ve-120-barfiks-cekiyor.html
"Mezbahalar var olmaya devam ettikçe, savaş alanları da olacaktır."
Leo Tolstoy
-"şimdi yırtıcı bir hayvan beni aç kaldığında yiyecek mi yemeyecek mi? :D yiyecek... o zaman bende hayvanları yerim ayrıca geçen gün veganlara yapılan ızgaralı saldırıyı şiddetle kınıyorum..."

-Yırtıcı bir hayvan aç kaldığında seni yiyebilir. Neden "seni" yer de topraktan çıkan sebze-meyve-baklagiller-tohum vs. yemez? Çünkü aklı, bir canlıyı öldürmeden topraktan çıkanları yeyip karnını doyuracak kadar çalışmaz. Bilemez, düşünemez. Veya yaratılışı böyle diyelim.

Peki sen veya insan diyelim fark etmez; bir hayvanı öldürmeden karnını doyurabilir misin? Elbette. Toprağa bir ekersin, on çıkar. Ama hayvan ekemez. Sen ne insana ne hayvana ne doğaya zarar vermeden karnını doyurabilecek seviyedesin, şanslısın ki böyle güzel bir mertebeye erişebilmişsin ve bir insan formunda nefes almaktasın. Tüm hayvanlara hükmetme gücün de var elbette. Ancak çevreye zarar vermeden, kimsenin canını yakmadan yaşayabileceğin halde, canları doğrudan öldürüp yemek, yaratılışındaki akla ve yeteneğe hakaret etmektir bir nevi çünkü yaşamlara saygılı yaşayabileceğin halde sadece damak zevkin için bu yönü reddedip kendi türünden olmayan, yüzü gözü eti kanı canı olan ki canı acıdığında da kaçan, yaşamak isteyen (tıpkı senin türün gibi) canlıları yine de yakalayıp öldürüp yemek, bu bir ahlâki sorun değil midir? Benim zevkim için yaratıldı her şey diye düşünmek, ihtiyacın olmasa da öldürmek, bence bu bencilliktir.

Ayrıca hayvanlar sadece aç olduğunda avlanıyorlar gördüğümüz kadarıyla. İnsan ne yapıyor? Olur da acıkır diye fabrikalar, marketler, tedarik zinciri... Yaşamamızı sağlayacak gıdadan çok daha fazlasını tüketiyor ve depoluyoruz. Çünkü dünyalar bizim için yaratıldı  ama her nasılsa sadece bu inanca sahip olan insanlar, bu dünyaya en fazla zararı veren oluyor. Bu inanç zarar getiriyor. Dünyaya, evine zarar vermek... bunun mantıklı bir açıklaması olamaz.

Senden daha güçlü bir türün, yiyecek her şeyi, ömrünün sonuna kadar karnını doyuracak besini ve bu döngüyü sağlayabilecek aklı olduğu halde senin bebeğini, eşini ve seni ömrünüzün sonuna kadar hapsedip sütünüzü sömürmelerini ve sizi teker teker gözünüzün önünde öldürmelerini, kanınızı akıtmanızı, cesetlerinizi şişlere geçirip yemelerini ister miydin?
Kendine nasıl davranılmasını istiyorsan, başkalarına da öyle davran diye çok güzel bir söz var.

Nasıl ki bebeklere, çocuklara yardım ediyoruz yol gösteriyoruz daha doğru ve güzel yaşamaları için, hayvanlara da en azından yaşayabilmeleri için yardımcı olmalıyız. Sen de kendinden akıllı ve güçlü birilerinin yardımına muhtaç olsaydın, sana yardım edilmesini sen de isterdin. Tıpkı bebekliğin gibi. Ama yardım ederken türcülük yapmamalıyız. Bu bizim türümüzden değil, bunun canı yaşamı önemli değil deyip öldürüp yemek, başka türün acısına duyarsız olmak... senin türüne zulüm yapılsaydı ve "bu insanlar biz onları yiyelim diye yaratılmış" diye bir inançları olsaydı, bilmiyorum nasıl hisseder, nasıl düşünürdün?

Ben meselâ, bırak hayvanın canını, dünyaya daha fazla zararı olmasın diye paketli yiyeceklerden vazgeçmeye çalışıyorum. Dünyaya mümkün mertebede en az zararı vererek yaşamaya çalışıyorum.

Etli saldırıyı yapanların düşünme becerileri pek gelişmemiş. İnsan dediğin düşünür, sorgular. Ben onlara insan dersem, insanlara hakaret etmiş olurum. Onlar insan değil. Yiyen ve içen canlılar.

Hayvanlara ve çevreye zarar vermeden yaşamaya çalışanlara saçma sapan bir saldırı yapmak, çok afedersin ama bunu aklı yerinde olan biri yapmaz.
Çamur | Dirt! The Movie
"Zamanın başlangıcından beri, evrenin bilinen bütün gezegen ve galaksilerinden sadece biri yaşayan ve nefes alan bir kabuğa, çamura sahip. Bu çamurun temelini oluşturan silikon ve alüminyumun, humusta bulunan karbonun, magnezyum, sodyum ve kalsiyumun hepsi bizim yıldızımızdan çok farklı ve çok uzak yıldızlarda oluşturuldu ve bize gelmeden önce muhtemelen düzinelerce yıldız tarafından geri dönüştürüldü. Bizler de dünyayı oluşturan beş ana elementten oluşuyoruz. Dünya üzerinde yaşayan organizmalar, aynı molekülleri tekrar tekrar kullanmışlardır. Hem de aynı tip molekülleri değil, bizzat aynı molekülleri. Çamur fazlasıyla canlıdır. İçinde, en küçük bakteriden mantara, algden cıvık mantara, neredeyse her alemden canlılar bulunuyor. Bir çay kaşığı çamurda yaşayan tür sayısına bakılırsa çamur, bizim düşündüğümüzden çok daha canlı."

The Fountain: The road to awe.
https://www.youtube.com/watch?v=C69RtZzKsFE

12 Haziran 2016 Pazar

"Gelişmek hayatın doğal akışıdır. Harikaların en büyüğü olan küçücük bir yumurta ve zapt edilemez derecede cesur bir spermin başlattığı süreçle yeni bir bireyi oluşturmasını düşünün. Bu sürecin, muazzam yetenekleri ve sınırsız potansiyeli olan karmaşık ve kendisini sorgulayabilen bir beyni dans edebilen ve koşabilen bacakları sepet örebilecek, keman çalabilecek bir yüzü okşayabilecek kıvrak parmakları oluşturmasını düşünün. Eğer doğa bize bir şey öğrettiyse o da hayatın amacının iş yapmak olduğu ve diğer yaşayan şeyler gibi, bizim amacımız da gelişmek. Buna rağmen, gezegendeki çoğu insana göre hayat gelişmekle alakalı değil hayatta kalmakla ve dayanmaya çalışmakla alakalıdır. Gerçekten de yapabileceğimizin en iyisi bu mu?
Evren 14 milyar yıldır hayatın kendisine ve kendi evine düşman olacak bir tür ortaya çıkarmak için mi çalıştı?
Hiç sanmıyorum!"

Gelişim / Thrive muhteşem belgesel! (TR altyazı)


"Mezbahalar var olmaya devam ettikçe, savaş alanları da olacaktır."
Leo Tolstoy

9 Haziran 2016 Perşembe


MARY HOPKIN....THOSE WERE THE DAYS...
https://www.facebook.com/aydin.izbudak/videos/177437902292054/
"Eskiden çok güzel bir köye gitmiştim ve sadece meraktan genç bir köylüden, bana en fakir evi göstermesini istedim. Biraz düşündü ve ardından şöyle dedi: "Burada hiç fakir ev yoktur." Aynı genç adamın on yıl sonra bir turiste şöyle dediğini duydum: "Biz Ladakh'lılara bir yardım eli uzatın, çok fakiriz."
Önce yaşam dolu insanlar ve sürdürülebilir bir kültür görüyorsunuz ... arından bir anda hava hem de su kirliliği, işsizlik, zengin ve fakirler arasında keskin bir ayrım görüyorsunuz ... ve en şok edici olan da, manevi temelleri sağlam olan bir halkın, bugün ayrılıkçı ve depresyonda olduğunu görmek."

Mutluluğun Ekonomisi, Bir Küreselleşme Eleştirisi (Economics of Happiness)
https://www.youtube.com/watch?v=cu_Ab-izkGI